Mümtaz Soysal'ı uğurluyoruz / Dünya ve biz...

İki gün önce hayatını kaybeden Türkiye’de akademi ve siyaset dünyasında büyük bir iz bırakan eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal bugün sonsuzluğa uğurlanıyor.

Mümtaz Soysal'ı uğurluyoruz / Dünya ve biz...

90 yaşındaki Mümtaz Soysal, 11 Kasım sabahı İstanbul Beşiktaş’taki evinde hayata gözlerini yumdu.

Mümtaz Soysal, bugün (13 Kasım), öğle namazından sonra, Sevgi Soysal’ın da kabrinin bulunduğu Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Merhum Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ı; bugünlere ışık tutan 17 Haziran 2013 Pazartesi günü, Cumhuriyet gazetesinde yazdığı makale ile uğurluyoruz;

Dünya ve biz...

YERYÜZÜNÜN en güçlü devleti, halkının eğitim düzeyi fena değil; üniversiteleri, düşünce kuruluşları, gönüllü ya da inançlı hayır kurumları binlerce. Bir bakıyorsunuz, öyle bir Amerika Birleşik Devletleri’nin hükümeti Suriye’deki iç savaş durumunun iyice kötüleştiğine, trajikleştiğine, Esad güçleriyle Hür Suriye Ordusu denen isyancılar arasındaki kapışmanın bölge ve dünya barışı açısından zararlı olmaya başladığına kanaat getirmiş ve...
Ne yapmış dersiniz?
Resmi ajansların bildirdiğine göre, Suriye’deki trajedinin bir an önce sona ermesi için isyancılara silah yardımı yapılarak hükümet güçlerinin yenilmesini çabuklaştırmaya karar vermiş.
Yalnız, yapılacak yardım hafif silahlarla sınırlı olacak, ağır imha silahlarını kapsamayacakmış.
Birleşmiş Milletler diye devletler arası bir örgütün bulunduğu ve o örgütün dünya barışını etkili biçimde koruyabilmesi için bir Güvenlik Konseyi’nin kurulup uluslararası barış güçlerinin oluşturulmasına olanak tanındığı halde.
“Bu ne biçim dünya” diye isyan etmeden duramıyor insan.
Böyle bir dünyanın devletlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti, yanı başındaki Suriye’nin gerçek barışa kavuşması için, içli dışlı yaşaya yaşaya akrabalaşmış iki halka mutlu bir birliktelik düzeni sunabilir ve bölgeye de kalıcı bir barış düzeni getirebilirdi. Ama dış politikamız Washington’ın gölgesinden sıyrılmakta güçlük çekmeyi sürdürdü.
Oysa böyle bir sıyrılış müthiş ufuklar açabilirdi önümüze. Hâlâ da öyle. Aslına bakılırsa ve hele ülkenin tarih ve coğrafya karışımı olan müthiş kimliğinin renkliliği göz önüne alınırsa.
Son olaylar ayrıca bu renkliliğe şimdiye kadar yaşanmamış bir derinlik ve gelecek açısından son derece cesaret verici bir çağdaşlık getirmiş sayılır. O halde, “kimin çadır kampı daha temiz kokuyor, kimin mitingleri daha kalabalık” gibi basitliklerle bu çok değerli çağdaşlığı anlamsızlaştırmak kimsenin haddi olmamalı.

Ömer Söztutan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER