İmamoğlu: Cumhurbaşkanı'ndan tebrik bekliyorum

Cumhurbaşkanılığı'ndaki görüşmede yaşanan 'kırık sandalye' olayından Yenikapı'da sergilenen araçlara, İBB'deki işten çıkarmalardan vakıf ve derneklere kadar birçok konuda açıklamada bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul'da yaptıkları tasarruf sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan tebrik beklediğini söyledi.

İmamoğlu: Cumhurbaşkanı'ndan tebrik bekliyorum

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haber Global'de Erdoğan Aktaş ile Eşit Ağırlık programının konuğu oldu. 
İmamoğlu İBB'deki israf çalışmalarına ilişkin, "İsrafın küçüğü büyüğü olur mu? Elbette ki bugünün ekonomisinde biz İstanbul'da israfın engellenmesi konusunda bir mücadele veriyorsak bizi ilk tebrik etmesi gereken sayın Cumhurbaşkanıdır. Kendi belediye başkanlarına demeli ki, aynısını yapın" ifadelerini kullandı.

İBB Başkanı İmamoğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaşanan 'kırık sandalye' diyaloğu

İyi tarafından bakmalı herkes. Her şeye rağmen pozitif bir buluşmaydı. Bizim uzun zamandır böyle bir talebimiz vardı. Belediye başkanı olarak İstanbul'u konuşmak istediğmi söylemiştim. Bence değerli bir toplantı yapıldı. 6 maddelik taleplerimiz olmuştu. Bundan sonraki sürecin bütünüyle diyalogla yürütülmesi konusunda bir talebimiz oldu. Bu talebimizin kabul edilmesi açıkçası iyi bir gelişmeydi.

Günün bu kısmından daha çok sandelye kısmının konuşulduğunun farkındayım. Herkesin sandalyesi belliydi. Naklen yayından sonra ben konuşmamı yaptım. Sonra sandelya kırıldı, hafif yere düştük haliyle. Hatta ikinci sandalye de sıkıntılıydı, üçüncüyü verdiler. Cumhurbaşkanı 'sandalyeyi kırdın israf ediyorsun' dedi. Ben de olsun ikinciye sağlam otururuz dedim. Tabi ki seçimin yenilenmesine göndermeydi. Oradaki süreci talihsizlik olarak yorumluyorum, her ne kadar kamuoyu böyle yorumlamasa da."

"Kimsenin seçilmişe mesafe koyma hakkı yok"

Yerel yönetimle ilgili konuşacağımız çok konular var. En son bir genelgeyle şirketlerle ilgili yaşadığımız belediye iştiraklerinde yönetim kurullarının oluşması, meclis onayına gidilmesi gibi hususlar var. Bu tür genel konuları konuşacağız. İstanbul öyle bir masada konuşulacak bir şehir değil. 16 milyonluk şehir. Uzun yıllar sonra bir değişimi de yaşamış, hem politik olarak gündemde, bizler gündemdeyiz, her diyalog sorgulanıyor ama bir yandan insanlar hizmet bekliyor. Tek önceliğim o.

İstanbul'a belediye başkanlığı yapmış birisi olarak Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme talebim olacak. Kendisinin de olabilir. İstanbul için yapacağınız her şey Türkiye adına gündemdir. Görevimiz gereği hiç bir ön yargımız olamaz. Yapacağımız tüm diyaloglar toplum lehine. Seçim bitti. Oy veren vermeyen yok. Bu talebimizi elbette ki somut konular üzerinden yapacağız. Siz de farkındasınızdır kendileri de İstanbulla ilgili konulara birçok konuşmasında değiniyor. Kentsel dönüşümü de bizimle konuşmaları doğru.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuyla ilgili bir toplantı düzenledi. Herhalde bir ıskalama oldu diye düşünüyorum, İBB orada yoktu. Aslında hiç kimsenin bir seçilmişe mesafe koymak hakkı da yoktur. Milletimiz hizmete bakacak. İşbirliği, ortak çözüm talep edeceğiz.

Yenikapı'da sergilenen araçlar

Kaç gün oldu diye sordunuz, bugün itibariyle 77 gün. İnsanlar bizi 31 Mart'ta seçildi diye düşünüyor. Bu kritik bir durum. Ankara'yla aynı tarihte başlamışız gibi bir düşünce var. Hatta bazı arkadaşlarımızın psikolojisinde sanki biz yılbaşından beri görevdeyiz. Kampanya döneminden bu yana yani. Toplum bu dönemin dilini muazzam kabullendi. Ağustos bitti sanki biz 8 aydır ya da 5 aydır görevdeyiz gibi. Hayır, 2.5 ay. Bu konuda sizi net aydınlatmak istiyorum.

Birincisi, israfın küçüğü büyüğü olur mu? İsrafla alakalı verdiğimiz mücadeleyi, bugün bile zamları konuşuyoruz, temelde ekonomiyle ilgili süreç sıkıntılı gidiyorsa, fakirlik, işsizlik, döviz, faizi üst üste koyduğunuzda İstanbul'da israfı engellemek için bir mücadele veriyorsak, bizi ilk tebrik etmesi gereken evvela Sayın Cumhurbaşkanı. Araç konusunda israf var. Toplum bunu görüyor zaten.

1730 aracı ihtiyaç fazlası olduğu için iade ettik. 730 aracı sergiledik Yenikapı'da. Bunu yaparken aslında 31 Mart öncesi çok vurguladığımız 18 günlük süreçte bu konuya çalıştığımız söyledik. 5 Mayıs'ta bizim mazbatamız elimizden alındı. O süreçle 23 Haziran arasında 514 araç iade edilmişti zaten. Bunların en az 100 tanesi, diyorlar ya bu araç lüks değil, markası yüksek ücreti yüksek araçlardı. 1250 aracı sistemden çıkarttık. Toplamda 1250 aracın yıllık israf bedeli 50 milyon TL. 5 yılda 250 milyon lira. Bu 125 tane kreş demek. Bu ne demek? 13-14 bin çocuğumuza okul öncesi eğitim vermek demek.

Geri iade ettin, İSKİ'ye neden yeni araç aldın? Her kurumun ihtiyacı farklı. İSKİ'nin olayı net. Eski müdür İSKİ dönemiyle ilgili doğaldır 2 yıllık araç ihalesi istedi. Biz iptal ettik.
Aynı şartnameyle İSKİ’nin hizmet araçlarıyla ilgili ihaleye çıkıldı. 990 araç, bizim belirlediğimiz hizmet araçları değil. İSKİ ayrı bir kuruluş. Yeni genel müdürümüze talimat vermiştik. Arkadaşlarımızın yaptığı çalışma ile, yapılacak yeni ihaleyle 750 araca indirdik. Yani 5 yılda 50 milyon TL daha tasarruf etmiş oldu. Toplam araçla ilgili tasarrufumu 350 milyon lira. Büyükçekmece ölçeğinde bir ilçenin 1 yıllık bütçesi kadar bu rakam. Biz yanlışı düzeltiyoruz. Soruşturma açacak mısınız diye soruyorlar. Yanlış varsa, hukuk uygunsa ucunu bırakır mıyız? Tabii ki açacağız.

"İBB, bir TRT dizisine 20-25 milyon TL niye veriyor?"

"Misafirhanelerimiz olabilir, buna dönük yerler açılabilir, geçici hizmet veren alanlar açabilirsiniz. Bir diziye sponsor olmazsınız öyle bir yapıyı kazandırırsınız. İBB bir TRT dizisine 20-25 milyon lira niye aktarsın Diziye sponsor olmak belediye şirketlerinin işi mi? Televizyon buna reklam alır ve para kazanır. Bu ve bunun gibi sorgusuz sualsiz yapılan harcamalardan kurtarıp bu parayı tekrar İstanbul halkının cebine sokuyorsak bunu ilk alkışlayacak olan Sn. Cumhurbaşkanı'dır. Biz takdir edilesi bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Bakın Sayıştay'dan müfettişler geldi, uzun zamandır gelmemişler, inceleme yapacaklar, yapsınlar zaten.

"Cumhurbaşkanı erdoğan bizi takdir etmeli"

1994 yılında kendisinin belediye başkanı olduğu dönemde yaptıklarına dönelim. İnanın aynı şeyler vardı. Refah Partisi döneminde en önemli söylemleri israfla ilgiliydi. Ben dün gibi hatırlıyorum. O dönemde ortaya koyulan eylemin aynısını yapıyoruz. Bizi takdir etmeli, teşekkür etmeli. Kendi partisine ait belediye başkanlarına demeli ki, “Aynısını yapın kardeşim”. Biz bütünüyle CHP’li belediyeler bu konuda en iyiyiz demiyorum. Bizim de hatalarımız var. Ben kamuda israfı engelleyelim diyorum. CHP’li belediyelerin de hatası varsa onlar da düzeltecek. Sadece AK Partili belediyeler demiyorum. İyi yöneten belediye başkanı arkadaşlarımız olursa ilk tebrik edecek ben olurum.

Tümüyle 82 milyon insanın parasını korumaktan bahsediyorum. İştirakleri de kattığınızda konsolide bütçesi 60 milyara çıkıyor. Tasarruf imkanlarıyla öyle büyük hizmetler gerçekleştirebilirsiniz ki… Bakın bütçe yönetimi İstanbul adına çok önemli bir detay. Burada ortaya koyacağınız bir tasarrufla Türkiye’nin GSMH’sinin iyi kullanılmasına dönük öncülük yapmış olursunuz. Muazzam rakamlar.

Çok tespitimiz var. Tek tek açıklamak istemiyoruz. Her birisi bir manzara oluşturacak ve biz bunları topluma deklare edeceğiz. Biz şuna yemin ettik: Şeffaf olacağız, hesap vereceğiz, varsa bir dönemin karanlık noktaları onu da insanların önüne koyacağız. Dini vakıflar diyorlar. Yanlış. Bizim hiçbir dini vakıfla ilgili sorunumuz yok. Çok saygın vakıflar var. Siz İstanbul’a hizmet ediyorsunuz ama tüm kaynaklarınızla 3-5 vakfa hizmet ediyorsanız o vakıflarla ilgili yönetici ve faaliyetlerine baktığınızda sizin adalet teraziniz ona müsaade etmiyorsa ben ona dur derim. Bütünüyle inceledik. Yüzlerce noktasında vakıfların kiralarını ödüyoruz. Yurt binalarını yapıyoruz anahtar teslimi. Tefrişine kadar veriyoruz, bir takım fiziksel ihtiyaçlarını da karşılıyoruz. Niye bir tek yatağı yok İBB’nin? Benim kapımı bir sürü öğrenci çalıyor. “Bana yurt olanağı sağla diyor”. Büyükşehir belediyesinin niye bir tek yatağı olmaz. Yasal olumsuzluklar engelse gidereceğiz. Belediyenin yurdunun olmasının ne sakıncası olabilir.

İstanbul’un kamuya ait en sağlıklı ve güvenilir vatandaşın kendi oylarıyla seçip hayata kattı ilk sıradaki kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Belediye iştirakleriyle vereceğiz bunu. Adrese teslim vakıf niye? Bir fayda üretecekseniz şartname hazırlar ihaleye çıkarsınız. Böyle bir şey de yok. 100 yataklı yurdu verdiniz, 30 yatağı mı benim? Belediyenin bir avantajı mı var? Anadolu’dan Gelen bir garibanı ben oraya yerleştirebiliyor muyum? Hayır. Biz Belediye’nin mülklerini ve varlıklarını en doğru şekilde hayata kazandırmakla ilgili mesuliyetimiz var. Biz bunu yerine getirdik. Göreceksiniz 100 milyonlarca lira bu kaynakların yatırımlara dönüşmesi, bir takım hizmetler üretmesi konusunda çok verimli bir İBB dönemini yaşatacağız.

İBB'deki işten çıkarmalar

Bizim çalışma arkadaşlarımız, kurumlarda mevcuttur, çalışmak istemediğiniz bazı insanlarla bahsettiğim şeylerden olabilir, haklarını vererek yolunuzu ayırabilirsiniz. Siz 31 Mart seçimine 20-25 gün kala niye eleman alırsınız? 31 Mart-23 Haziran arasında alınan eleman sayısı 1558. Ben 18 gün görevde kaldım değil mi? Ne yaptım, bir kişi bile işe almadım. Siz Mayıs'ta bizim mazbatamız elimizden alınınca binlerce insanı işe alıyorsunuz, neye istinaden. Bu seçime dönük bir hamledir.

Ben elbette gösteri yapan masum insanlara üzülüyorum ama onlara biz haksızlık yapmadık. Onlara yanlışı yapan o seçim döneminde onları işe alanlardır. 31 Mart seçimine 1 ay kala işe alınan kişi sayısı 820. 31 Mart günü seçim var, 29 Mart Cuma günü bile insanları işe alıyorsunuz, nedir yani bu. Ben Beylikdüzü'nde talimat verdim eylül ayında, acil ihtiyaçlar hariç tek bir kişi bile işe almayacaksınız. Dolayısıyla o gösteri yapanları mağdur eden biz değiliz, mağdur eden hiçbir şekilde ilana çıkılmadan, halka duyurulmadan ihtiyaç dışı işe alınan insanlarla ilgili bir süreçtir. 2378 kişi işe alınmış, yaklaşık 1300 kişiyle de ilişiğimiz kesilmiş. 
Örneğin, 15 Temmuz kahramanı kovuldu deniyor, kendisi ayrıldı. Niye ayrıldı, görev yerinde değişiklik yapıldı ve beğenmedi, kendisi işten ayrıldı. Ben insan kaynakları master'ı yaptım. 89 yılı itibariyle Bağ-kur'luyum. Babam beni bir emekçi olarak yetiştirdi. Çalışanın halinden ben anlarım, hak yemem, hakkımı da yedirtmem. Kimsenin hakkının yenmesine müsaade etmem, toplumun hakkını da birilerine yedirtmem.

Medya AŞ 13 kişi eleman alacak, ilana çıkacaksınız dedim. Söz verdik, süreci böyle yöneteceğiz. 13 arkadaş için ilana çıkıldı, gelen başvuru sayısı 5 bin civarı. Bütün bu süreçleri unutturup sabahtan akşama kadar belediye önünde davul çalınıyor, böyle bir gösteri olmaz, böyle bir hak yoktur. Buna müsamaha gösteriyor ama bir başkası AKP'nin önüne gidiyor, yaka paça tutuklanıyor. CHP'nin önünde afiş asılıyor, 'Ey Kılıçdaroğlu' diye, siyasi arenalara dönüştürmek hoş değil. Bakın ben emek üzerinden siyaset yapmadım, insanlara söz verdim, ben bu kentin kurumunun kapılarını liyakate açacağım dedim.

Bakın gençler bana sarılıyorlar 'artık ben hayallerimi bu kentte kuracağım' diyor. İnsanlar ben çalışırsam olur, emek verirsem olur demesi için adaletli olunması lazım. 130 bin kişi KHK'lı, memuriyetten men edildi, 46 kişi intihar etti, yani bu süreçler sağlıklı gelişecek, bizim bu sürecimize dair laf yetiştirecekler, vekiller gelip şov yapacak, gelen bir vekilin bizden nasıl maaş aldığıyla ilgili kayıtlar var.

Ben İstanbul halkına adil olmaya söz verdim, partizanlığı söküp atacağım dedim. Gidip bir partiye kayıt yap, il ilçe başkanı onay verirse işe gir, o devir bitti kardeşim. Hangi partili olduğuna bakmaksızın işe gireceksin. Benim on binlerce çalışanla bir derdim mi var, yok. Tespit ettiğimiz çalışanlarla ilgili işlem yapıyoruz, milletin hakkını birilerine yedirmeyeceğiz. Çıkarırken üzülüyorum ama onlara yanlış yapanlar işe alanlardır.

"Açlık sınırındaki ailelere yardım edeceğiz"

Masrafları kısıyoruz, yetim ailelere, şehit ailelerine yapılan yardımlara zam da yaptık. Daha da yapacağız. Ben taahhütleri ocak şubat aylarında verdim. Önümüzdek bazı sorunlar var evet. Beklenti de yüksek. Bundan da mutluluk duyuyorum. Bütün bunlara çalışıyoruz. Aile sigortası denen son yılların en değerli tanımını hayata geçireceğiz. Bütün ailelerin gelirle ilgili raporunu ortaya çıkardıktan sonra açlık sınırının altında hiçbir aile kalmasın istiyoruz.

Biz açlık sınırın altındaki bir ailenin gelirini açlık sınırının üstüne kadar tamamlayacağız. Nakdi yardım da var ama sütünü de ekmeğini de yardım edeceğiz. Tüm yardımlarımızı tek bir sistem üzerinden kimseyi rencide etmeden, vatandaşın evine teslim ederek, kartını vererek Ocak ayının ilk çeyreğine kadar hayata geçireceğiz. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde süt dağıtımına ilk kez başlıyoruz.

Başvurular da olacak. Biz de çalışıyoruz. Yaptığımız çalışmaya göre 1 yıllık araç tasarrufundan 8-9 nüfusu yoğun ilçelerde yapacağımız dağıtımın bedelini karşılıyor.

"İSMEK kapatılmayacak"

CHP'li bir belediye başkanıyım ben ziyarete gideceğim gün İSMEK'in kapıları kapandı. İSMEK tümüyle kuruma ait çalışanları olsun istiyoruz. Tümünü bir anda böyle bir düzene çevirmeyiz. Bir takım taleplere göre, değerlendireceğiz.İSMEK kapatılmayacak , daha da büyüyecek. Kimsenin bu konuda şüphesi olmasın.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER