Anadolu'nun kendi kaderini tayin ettiği, direnişin adı: Erzurum Kongresi

Erzurum Kongresi'nin kararları vatanın bütünlüğü açısından neden önemli? Alınan kararların tamamı, TBMM Arşiv Hizmetleri tarafından yayınlanan belgeler ve siyasi liderlerin 100. yıl dönümü paylaşımları. Hepsi haberimizde...

Anadolu'nun kendi kaderini tayin ettiği, direnişin adı: Erzurum Kongresi

Alaattin Sınıkcıoğlu-alaattinsinikci@gmail.com

Kurtuluş Savaşı'nın temel yapı taşlarının atıldığı Milli Mücadele'nin en önemli dönüm noktası olan Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde radikal ve milli kararların alındığı Erzurum Kongresi o zaman ki adıyla Vilâyât-ı Şarkiyye Kongresi'nin 100. yıl dönümünü saygıyla anıyoruz.

Vatanın bütünlüğü açısından ehemmiyet arz eden Erzurum Kongresi'nin detayları neler? Ne zaman yapıldı? Ne kararlar alındı? İşte detaylar...

'Vilâyât-ı Şarkiyye Kongresi nam-ı diğer Erzurum Kongresi'

Merkezi İstanbul’da bulunan Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukūk-ı Milliyye Cemiyeti’nin Erzurum şubesiyle Trabzon Muhâfaza-i Hukuk Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenledikleri bu kongreye Vilâyât-ı Şarkiyye Kongresi de denir. Kongrenin toplanmasının en önemli sebebi, Paris Barış Konferansı’nda (18 Ocak 1919) Trabzon ve yöresinde Rum - Pontus, Erzurum ve yöresinde Ermenistan devletlerinin kurulması çabalarının artmasıdır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da İngilizler’in kendi himayeleri altında muhtar bir Kürdistan kurmak için yoğun çaba harcamaları da bunda önemli ölçüde rol oynamıştır. 

Ortak bir mücadele planı hedeflendi.

Ayrı ayrı kurulmuş olan cemiyetleri birleştirmek ve ortak bir mücadele planı hazırlamak amacıyla Erzurumlular’ın 30 Mayıs 1919’da Trabzonlular’a başvurmasından sonra 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre yapılması kararlaştırıldı. Kongre çalışmalarına katılmak üzere Erzurum’a gelen Üçüncü Ordu müfettişi Mustafa Kemal Paşa İngilizler’in baskısıyla görevinden azledildi. O da askerlikten istifa ederek vatanın kurtarılması için halkla birlikte çalışacağını bildirdi. İngilizler delege seçimlerini engelledikleri için kongre 10 Temmuz’da toplanamadı ve 23 Temmuz’a ertelendi. Bu sırada Erzurum’a gelen Trabzonlu bazı delegelerle Erzurumlular arasında Mustafa Kemal’in kongreye katılıp katılmaması konusunda anlaşmazlık çıktı. Ermeni mezalimini yaşamış olan Erzurumlular Millî Mücadele’de ordunun önderliğine güvendikleri halde İtilâf devletlerinin etki alanı içinde bulunan Trabzonlular, savaştan sonraki ordu aleyhtarı propagandanın da tesiriyle askerî ve bürokratik kesime ve bunun muhtemel üstünlüğüne karşı çıkıyorlardı. Mustafa Kemal’in kongreye alınmasına aynı şekilde karşı çıkan Trabzonlu bazı delegeler onun muhteris bir kimse olduğunu ve Millî Mücadele’yi kendi istediği doğrultuya çekebileceğini iddia ediyorlardı. Ancak Kâzım Karabekir Paşa araya girerek Erzurum merkez kazasından iki delege istifa ettirildi ve böylece Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in kongreye katılmaları sağlandı. 

Siyasî görüşler serbest bir otamda tartışıldı.


Çalışmalarını encümen ve umumi heyet görüşmeleri şeklinde sürdüren Erzurum Kongresi’nde değişik siyasî görüşler serbest bir ortamda tartışıldı.

Temsil Heyeti üyeleri ve çalışma sistemi belirlendi.

Çalışmalarını 7 Ağustos’ta tamamlayan kongrede alınan kararlar bir beyannâme ile neşredildi. Ayrıca bu kararları uygulamak üzere kurulan yeni cemiyetin çalışma sistemi ve teşkilâtı yine kongrece hazırlanıp onaylanan nizamnâmede açıklandı.

İşgal durumuna karşı Doğu Anadolu’da geçici bir yönetim kurulacaktı.

On maddeden oluşan beyannâmeye göre Canik (Samsun) sancağı ile Trabzon ve doğu vilâyetleri (Erzurum, Sivas, Van, Diyarbekir, Ma‘mûretülazîz, Bitlis) ve bu saha içindeki müstakil sancaklar, hiçbir sebep ve bahane ile birbirlerinden ve Osmanlı camiasından ayrılması mümkün olmayan bir bütün ve bölgedeki Müslümanlar öz kardeş sayılıyordu (md. 1). Eğer merkezî hükümet bir devletin baskısı altında buraları bırakmak ya da ihmal etmek zorunda kalırsa saltanat ve hilâfet makamına bağlılığı ve millî hakları sağlayacak tedbir ve kararlar alınacak, böyle bir durum ortaya çıktığında Doğu Anadolu’da geçici bir yönetim kurulacaktı (md. 4). 

Her türlü işgal ve müdahale Rum ve Ermeni devleti kurulması amacına yönelik sayılacağından birlikte savunma ve direnme esasının benimsendiği, ayrıca siyasî hâkimiyeti ve sosyal dengeyi bozacak şekilde gayri müslimlere yeni imtiyazlar verilmesinin kabul edilmeyeceği (md. 3), ancak bunların kanunlarla pekiştirilmiş müktesep haklarına saygı gösterileceği (md. 5) ifade ediliyordu. 

İtilâf devletlerinden, Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’deki Osmanlı sınırları içinde kalan ve halkın çoğunluğu müslüman olan doğu illerinde birbirlerinden ayrılmaları imkânsız öz kardeş, dindaş ve soydaşların oturduğu memleketlerin bölünmesi düşüncesinden vazgeçmeleri, Osmanlı varlığına, tarihî, ırkî ve dinî haklara saygı göstermelerinin beklendiği açıklanıyordu (md. 6). Devlet ve milletin iç ve dış bağımsızlığı, vatanın bütünlüğü saklı kalmak üzere altıncı maddede açıklanan sınırlar içinde, milliyet esaslarına uygun ve ülkeye karşı istilâ emeli beslemeyen herhangi bir devletin yardımının memnunlukla karşılanacağı, insanca ve âdil şartları kapsayan bir barışın derhal imzalanmasının insanlığın selâmeti ve dünyanın sükûnu adına en büyük millî gaye sayıldığı belirtiliyordu (md. 7). 

Milletler kendi kaderlerini kendileri tayin eder.

Milletlerin kendi kaderlerini bizzat tayin ettikleri bu dönemde İstanbul hükümetinin de millî iradeye boyun eğmesi gerektiği, millî iradeye dayanmayan hükümetlerin verdikleri kararlara milletçe uyulmadığı gibi dışarıda da itibar edilmediğinin anlaşıldığı ifade edilerek hükümetten hemen millî meclisi toplantıya çağırması isteniyordu (md. 8). Osmanlı vatanının bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının sağlanması, saltanat ve hilâfet makamlarının korunması için “Kuvâ-yi Milliyye’yi âmil ve irâde-i milliyyeyi hâkim kılmak esastır” deniliyordu (md. 2). 

Vatanın mâruz kaldığı önemli olaylar sonucunda millî vicdandan doğan cemiyetlerin Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adı atında birleştirildiği ifade edilerek bu cemiyetin her türlü particilik akımının dışında bulunduğu ve bütün Müslüman yurttaşların derneğin tabii üyesi sayıldığı açıklanıyordu (md. 9). Ayrıca kongre tarafından seçilen Temsil Heyeti’nin kabul edildiği ve köylerden başlayarak il merkezlerine kadar mevcut millî teşkilâtların birleştirilerek onaylandığı da belirtiliyordu (md. 10).

Beyannâmedeki ilkeler nizamnâmede bir defa daha tekrar edildikten sonra yeni cemiyetin kuruluş esasları belirlenmekteydi. Köyden şehre kadar bütün mahallî birimlerde şubesi açılacak olan derneğin en yüksek karar organı, bütün vilâyetlerin katılmasıyla oluşacak genel kongre idi. Yürütme organı ise genel kongre tarafından seçilen en az dokuz, en çok on altı üyeden meydana gelen Hey’et-i Temsîliyye olacaktı. Hey’et-i Temsîliyye’nin alacağı her karar genel kongrece tasdik edildikten sonra kesinleşecekti. 

Erzurum Kongresi, oluşturduğu bu yeni teşkilâtla Kuzey ve Doğu Anadolu’da bugün yirmi beş vilâyeti içine alan geniş bir alanda tek bir cemiyeti fiilî otorite haline getirmiş oluyordu.

Amaç olarak mahallî ancak siyasi esasları milli karakterlidir.

Kongrenin önem arz eden hususlarından en önemlisi de Erzurum Kongresi, gerek temsilî gücü gerekse faaliyet alanı bakımından mahallî karakterli olmakla beraber beyannâmede ve nizamnâmenin başında ilân edilen prensipler tamamen genel ve millî mahiyettedir.

Diğer bir ifadeyle Erzurum Kongresi teşkilât açısından mahallî, getirdiği siyasî esaslar bakımından millî karakterlidir. 

Kaynak için tıklayınız.

Erzurum Kongresi’nde seçilen dokuz kişilik Hey’et-i Temsîliyye üyelerinin yeni kurulacak cemiyetin de kurucuları olmaları kararlaştırılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos 1919’da Temsil Heyeti adına Erzurum Valiliği'ne  başvurarak cemiyetin nizamnâmesini teslim etti. Böylece Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşu resmen tamamlanmış oldu. Erzurum valiliğine verilen listede Hey’et-i Temsîliyye’nin, dolayısıyla cemiyetin kurucu üyeliğine seçilenlerin isimleri şu şekilde sıralanmıştı: 1. Mustafa Kemal Paşa (eski Üçüncü Ordu kumandanı, askerlikten ayrılma), 2. Rauf Bey (eski Bahriye nâzırı), 3. İzzet Bey (eski Trabzon mebusu), 4. Servet Bey (eski Trabzon mebusu), 5. Hoca Râif Efendi (eski Erzurum mebusu), 6. Sâdullah Efendi (eski Bitlis mebusu), 7. Bekir Sâmi Bey (eski Trabzon valisi), 8. Ahmed Fevzi Efendi (Erzincan’da Nakşibendî tarikatı şeyhi), 9. Hacı Mûsâ Bey (Mutki’de aşiret reisi). 

Milli Egemenlik hedefinin inşa edildiği ve kuvvetlendiği Erzurum Kongresi'nin orijinal metni TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı tarafından 'Milli Egemenlik Belgeleri' adıyla yayımlandı.

İşte Erzurum Kongresi'nin orijinal beyanı:

Metnin tamamını ve Milli Egemenlik Belgeleri'ni incelemek için tıklayınız.

Bu önemli güne özel siyasi liderlerden de önemli mesajlar geldi.

İşte o paylaşımlar:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan;

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu;

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen;

MHP lideri Devlet Bakçeli;

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu;

İYİ Parti lideri Meral Akşener;

Saadet partisi lideri Temel Karamollaoğluİ;

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2019, 16:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER