GÜNDEM

Dünyadan Türkiye'ye TV oturumları liderlerin oylarını etkiledi mi?

İmamoğlu ve Yıldırım arasında yarın yapılacak TV oturumu merakla beklenirken, dünyadaki örneklerde liderlerin program performanslarının oylarını etkilediği görülüyor

BERRAK GÜNGÖR

Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu arasında yarın gerçekleştirilecek TV oturumu heyecanla beklenirken akıllarda ise söz konusu yayının, adayların oylarını etkileyip etkilemeyeceği sorusu var. Aday oylarını etkilemiş bazı tartışma programlarının dünyadan örneklerini sizler için derledik.

Cumhur İttifakı'nın AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı'nın CHP'li adayı Ekrem İmamoğlu'nun bir araya geleceği ortak canlı yayın 16 Haziran Pazar günü (yarın) saat 21:00'da yapılacak, programın moderatörünün ise gazeteci İsmail Küçükkaya olacak.

Türk televizyonları, Pazar akşamı uzun yıllardır tanık olmadığı bir programa ev sahipliği yapacak. 17 yıldır ülkeyi yöneten AK Parti’nin “muhalefetle canlı yayına çıkmama” geleneğinden saparak, böyle bir karar vermesi ülkede büyük yankı uyandırırken, yayını heyecanla bekleyen halk tarafındaysa söz konusu programın seçim sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceği tartışılıyor.

Türkiye’de medya, her ne kadar uzun yıllardır 4’üncü kuvvet olma özelliğini yitirmiş olsa da, bir propaganda aracı olarak; gerek Türkiye’de gerekse dünya siyasetinde rüzgârın yönünü defalarca değiştirdiği bilinen bir gerçek. Pazar günü gerçekleşecek olan Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu karşılaşması, 23 Haziran’ın seyrini değiştirir mi? Göreceğiz.  Ancak, tarihte bu durumun örnekleri de yok değil.

KENNEDY - NIXON TARTIŞMASI

Seçimler öncesi Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan tartışma programları zaman zaman ekrana gelmese de yarım asırdan fazladır devam eden bir gelenek. Bu programlardan en popüler olanı ise şüphesiz ki Nixon ve Kennedy tartışması. Cumhuriyetçi Başkan Yardımcısı Richard Nixon ile Demokrat Massachusetts Senatörü John F. Kennedy arasında 1960 yılında gerçekleşen karşılaşma Amerika tarihinin unutulmazlarından biri oldu.

Aslında Amerikan liberal demokrasisinin en önemli mekanizmalarından biri olan halka açık münazara, ilk kez 1858’de Illinois eyaleti senatörlüğü için mücadele eden Abraham Lincoln ve Stephen Douglas arasında gerçekleşti. Bu açık oturumun ağırlıklı konularından biri de adayların “kölelik” üzerine düşünceleriydi. Bu münazaradan Lincoln yenik çıksa da, burada dile getirdiği devrim niteliğinde vaatler etkisini iki yıl sonra gösterdi. 1860’da A.B.D. Başkanlığı seçimini kazanan Lincoln, köleliği kaldırdı.

Sekiz yıllık Cumhuriyetçi Eisenhower’dan sonra değişim mesajlarıyla gündeme gelen Kennedy, genç duruşu ve enerjisiyle vermek istediği değişim mesajını destekledi. Yayını radyodan takip edenler, Nixon’un çok daha yüksek bir şansa sahip olduğunu düşünüyorlardı. Televizyondan takip edenler ise Kennedy’nin değişim vurgusunu enerjisiyle de vurguladığı parlak performansından etkilenmişti. Bu durum sandığa da yansıdı ve Kennedy az farkla da olsa seçimi kazandı.

Seçim sonucunu Kennedy lehinde etkileyen, Nixon ve Kennedy karşılaşması iletişim fakültelerinde ders konusu olarak işlenmeye devam ediyor.  

LE PEN VE MACRON

2017 yılındaki Fransa seçimlerinde son tura kalan Emanuel Macron, Marine Le Pen’e Fransa’nın önde gelen kanallarından biri olan TF1’de yayınlanan yayında, “Kusura bakmayın Madame Le Pen ama Fransa sizden daha iyisini hakediyor,” demişti. Bu iddialı cümleyi kuran adamın halk gözündeki karizması da ister istemez artmış oldu. Her ne kadar halkın düşünceleri artık değişmiş olsa da.

EN POPÜLERLERDEN BİRİ

Siyasal tarihin en çok merak edilen ve konuşulan yayınlarından biri olan ve 2016’da ABD Başkanlık seçimi öncesinde Hillary Clinton ve Donald Trump arasında gerçekleşen açık oturumda, Trump seviyeyi bayağı aşağıya çekmiş Clinton’ı hapsettirmekle tehdit etmişti. Günümüzde Trump’ın söz konusu program esnasında mağdur ve köşeye sıkışmış bir profil çizmiş olması, Amerikan halkının gözünde onu başka bir yere oturttu, seçimlerde kendisine artı olarak yansıdı.

PEKİ YA TÜRKİYE?

Türkiye’de televizyon, siyasal partilere ilk kez “propaganda" amaçlı, ücretsiz olarak 1977’de açıldı. 1995 Seçimleri öncesinde ATV’de Ali Kırca’nın yönettiği Siyaset Meydanı’nda Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Alparslan Türkeş, Mesut Yılmaz ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller bir araya geldi. Programa Yılmaz’ın Çiller ile kavgası damga vurdu. Ve söz konusu tartışma kadın seçmende öfke yarattı. Bu kavga, Çiller’in oyunun kadın seçmen grubunda artmasına neden olmuştu. 1995 seçimlerinden galip çıkan Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan, bu süreçte yapılan televizyon tartışmalarından hiç birine katılmamıştı.